MEYDAN
Sahaya giriş buradan yapılır. Zemin düz, görüş açık; ölçüm sahanın en düşüğü. Kayıt burada açılır, akşam ezanında meydan boşaltılır.
Oyunun ilk sahası. Yedi büyük boru surdan çıkıp ortadaki kuleye gider; aralarında kalan yirmi bir sektör Galata’dır.
Galata, surla çevrili bir yarımada. Ortasında bir kule, kulenin altında çalışan bir makine var. Reaktör 1966’dan beri çalışıyor; şehrin ışığı oradan geliyor.
Teşkilat burayı 1958’den beri ölçüyor. Ölçüm, bir yerde havada ne kadar Erg olduğunu söyleyen sayıdır. Yüksek çıktığı yerde uzun durulmaz: uzun duranın hatırası önce karışır, sonra kendisine ait olmaktan çıkar. Teşkilat sahayı bu yüzden ölçer — nereye girileceğini değil, orada kaç dakika kalınacağını belirlemek için.
Sahaya giriş izne bağlıdır. Aşağıdaki her şey Teşkilat evrakından çıkarılmıştır.
Saha yedi dilime bölünmüştür; sınırları büyük iletim hatlarının kendisidir. Her dilim kuleden sura doğru üç kademeye ayrılır. Yirmi bir sektör böyle çıkar: dilim numarası, sonra kademe harfi — 1A kulenin dibi,7C surun dibi.
Sahaya giriş buradan yapılır. Zemin düz, görüş açık; ölçüm sahanın en düşüğü. Kayıt burada açılır, akşam ezanında meydan boşaltılır.
Meydanın arkası. İki katlı hanlar, avlular kapalı. Gündüz kalabalık, akşam bomboş.
Kapıya çıkan son yüz metre. Nöbet mevzisi burada; giriş kaydı burada tutulur.
Dar sokak, bitişik nizam; görüş on adımı geçmez. Kayıtlı vakaların üçte biri bu sektörden çıkmıştır. Sebep sütunu çoğunda boştur.
İkinci hattın altına dizilmiş atölyeler. Borunun ısısı kışın buraya çeker; kalanlar vardır.
Yük geçişi buradan. Boş araç girmez, dolu araç çıkmaz. Kapı akşam ezanında kapanır.
Kulenin doğu eteği. Makine gürültüsü sürekli. Uzun durulmaz, nöbet kısa tutulur.
Yamaç burada başlar. Konaklar arasında boşluk var, ölçüm düşük. Sahanın en sakin kısmı.
Suya inen yamaç. Rüzgâr sisi burada dağıtır, o yüzden görüş geniştir. Sahanın en çok görülen yeri olduğu için en çok gözlenen yeridir de.
Kuleye çıkan basamaklı sokaklar. Dar, kapalı, yokuş. Ekipler tek sıra geçer.
Yer altına inen beton bir sığınak. Kapısı 1971’de mühürlendi; mühür bugün yerinde değil. Kimin açtığı bilinmiyor, aşağıda ne olduğu da.
Suya bakan üçüncü kapı. İskeleye inen tek yol. Gece nöbeti çift tutulur.
1958’in ilk ölçüm noktası. Aletler yerinde duruyor; kayıt tutulmuyor.
1956 gecesinde çöken sokaklar. Dışarıdan tahliye edilmiş görünür. IV.1971 sayımında evine dönmeyen hane sayısı en çok burada çıktı; kırk iki hane.
Boş depo sırası, çatılar açık. Barınan olduğu kaydedilmiştir; sayım yapılmamıştır.
Bu sektör evrakta bulunmamaktadır. Numara atlanmamıştır; kayıt açılmamıştır.
İki sokak, dört ucundan da kapatılmış. Sebep evrakta yok. Mühür Teşkilat mührüdür. Kuzeye bakan yamaç buradan başlar; ötesi görünür ama ölçülmez.
Hattın ötesinden bir ölçüm alınamamıştır; orası hakkında bilgimiz yoktur. Ölçmeye giden iki ekip dönmedi, kayıt III.1969’da kapatıldı. Sınır boyayla değil, direklerle konmuştur.
Sahadaki tek daimi kadro. Vaka kaydı buradan açılır, buradan kapanır.
Askerî yapılar. Teşkilat’a devredilmiş, yarısı kullanılmıyor. Ambarın envanteri çıkarılmadı.
Sur ile deniz arasında dar şerit. Mevzi var, kapı yok. Geçiş ancak sur üstünden.
Adlar tarif niteliğindedir; kesin adlandırma ayrı tertiptedir.
Sektör sınırı çizilmedi — hattın kendisi sınırdır.Kulenin dibi. Bitişik nizam, dar sokak, görüş on adımı geçmez. Ölçüm en yüksek burada; ekipler nöbeti kısa tutar.
Konak, han ve depo karışık. Büyük iletim boruları bu kademeden geçer, sokak onların altından dolanır. Sahanın gündelik hayatı burada.
Surun dibi. Yapı seyrek, boşluk çok. Boruların surdan giriş ağızları ve nöbet mevzileri bu kademede. Dışarısı buradan başlar.
Şema ölçekli değildir. Ölçekli pafta ayrı tertiptedir.


GLT_SEKTORLER altında 21 kayıt, altında Dilim_1–Dilim_7 duruyor — bölümleme dosyanın kendisinde böyle tutuluyor.Aşağıdakiler kesin bilgi değildir. Hepsi görülmüştür; hiçbiri yakalanmamıştır.
Yüksek ölçümlü yerde uzun kalmış insan. Ölmez, konuşmayı da bırakmaz. Anlattığı hatıralar kendisine ait değildir — kayıtlı hayat hikâyesiyle tutmaz. Başı eğiktir, bir kulağı hep çukura döner; çukuru dinler gibi.
İnsan değil. Bilinen hiçbir halka benzemiyor, nereden geldiği evrakta yazmıyor. Dimdik durur ve gözü yoktur; buna rağmen bakıldığını anlar, başını çevirir. Yalnız yeraltı inişlerinin yakınında kaydedilmiştir. Yüzeye çıktığı görülmemiştir.
Sur dışında, geceleri. Gözcüler ufukta bir suret görür: yürüyen bir harabe kadar büyük, sekiz metreye yakın. Sabah aynı yere bakıldığında bir şey yoktur, iz de yoktur. İki ölçüm ekibi yaklaşmayı denedi, ikisi de yarı yoldan döndü. Bu evrakta hâlâ bir adı yoktur.
Aşağıdaki sıra Teşkilat evrakından çıkarılmıştır. Boşluklar evrakta da boştur.
Mehtaplı bir gece. Gökyüzünde fazla parıltılı sanılan, giderek büyüyen, gözle görüldüğü ve fark edildiğinden dakikalar sonra dünyaya çarpan meteor kümesi. Sarsıntı, ateş ve şiddetle uykularından fırlayanlar nükleer savaşın koptuğunu düşündü. Haberleşme, askerî uygulamalar, şehir içi kolluk güçleri, kurumlar böyle bir senaryoya tatbikatta dahi yer vermemişti. Bütün devlet organizasyonları ve ağları çöktü. Hukuk, adalet ve yargı, gücü tutanın elinde. Yaşanan kıyametten ötürü kalkan toz bulutu tüm dünyayı sardı. Dünya buz devrinin eşiğinde; yakıt yok, yiyecek içecek yok, kıtlık artık gerçek bir kelime. Tabiri caizse herkes can derdinde.
Ağır kül ve toz bulutu dağılmaya başlarken mor ışıklar ve hüzmeler görülmeye başlanır. Krater belirginleşir, gözle görünür hâle gelir. Ne olduğunu kimse söyleyemez; söyleyen de dinlenmez.
Hayatta kalanlar kaybettiklerinin acısını yaşayamadan organize olma yolunda birleşirler. Söz sahibi olanların çoğu asker kökenlidir — eski general ve komuta kademelerinden oluşan, aslında derin devlet diyebileceğimiz bir yapıya benzeyen bir kadro. Adı Teşkilat olarak takılır. Yardımlar ve yardımlaşmalar başlar, kurtarma operasyonları ve yardım hatları kurulur. Şehre su, yiyecek ve enerji sağlayabilmek adına yetkili ve bilgili kişiler görevlendirilir.
Galata’da bir dükkânın bodrumunda ilk ölçüm istasyonu kurulur. Amaç ışığı anlamak değil, nerede olduğunu bilmektir. Sayılar o gün tutulmaya başlanır; ne anlama geldikleri on üç yıl sonra yazılacaktır.
İlk kışın ardından facianın boyutlarını anlamaya yarayacak bir nüfus sayımı yapılamaz — sayacak kadro yoktur, kıyametin ortasındayızdır. Yaşayanların adı kalır, ölülerin numarası. Sonraları örgütün büyümesi ve yardımların artmasıyla sayımlar ekmek kuyruklarında yapılır.
Oturum, Teşkilat’ın hızla büyük bir Kurtuluş Cemiyeti’ne dönüştüğünün kaydıdır. İnsanlığı başarılabildiği derecede ayakta tutmanın yollarını arayan bilginler, işçiler, mühendisler, bilim adamları ve güvenlik-savunma birlikleri aynı çatı altında birleşmeye başlar. Aynı oturumda beş yıldır ölçülen şeye ilk kez bir ad verilir: Erg.
Oturum tutanağı →Elde ne kaldığı ilk kez tek defterde toplanır: alet, kitap, ilaç, tohum, çalışan motor. Kimseden alınmaz, herkes getirir — tek başına duran hiçbir şeyin işe yaramadığı o kış anlaşılmıştır. Defterin ilk sayfasında yazan cümle hâlâ Enstitü kapısındadır: “Ne varsa ortadadır.”
Kara cephesini kapatacak sur hattının temeli atılır. Gerekçe evrakta tek satırdır: “saha dışından geleni durdurmak.” Kimin geldiği yazılmaz.
Kraterden sızanlar ve söylentiler artar; gerçeklik payı da vardır. Meteorun getirdiği yıkımda dağılan taş evlerin temelleri, taşları ve yapı malzemeleri Galata’nın iç bölgesine taşınır. Genel seferberlik ilan edilir. Galata’nın surlarını İstanbul’da yaşayan herkes yapmıştır; herkes en azından bir taş taşımıştır.
Enstitü’nün kurduğu ilk reaktör Galata Kulesi’nin tabanında çalışmaya başlar: Erg’i toplayıp elektriğe çevirir. Şehrin ilk kesintisiz ışığı o kış yanar. Tasarım çizimleri imzasızdır — imzayı atan kişinin adı, 1967 tutanaklarından sonra hiçbir evrakta geçmez.
Sur yapımı sürerken güvenlik ve askerî birimler keşif görevleri ve devriyeler tertip eder. Kaybolan birlikler, açıklanamayan ölçümler, geri gelmeyen telsizler artık kayda geçmektedir. İnsan olmayan varlıkların gerçek olduğu ilk kez yüksek sesle söylenir. Söyleyen kimse alay konusu olmaz; bu, önceki yıllardan farkıdır.
Kurtuluş Cemiyeti ile Teşkilat aynı çatı altında ama aynı fikirde değildir. Biri kaynağı bilime ve keşfe, diğeri karnı aç olana ayırmak ister. İkisi de haklıdır, ikisinin de eli yetmez. Ayrılık henüz çatışma değil, politik çekişmedir — ama kızışacaktır.
Sur tamamlanır: 1.974 metre, üç kapı. Aynı ay sahaya giriş izne bağlanır. Kapı listesi Teşkilat’ta, izin defteri karakolda tutulur.
Krateri ölçmek için iki keşif ekibi indirilir. Birincisinden üç kişi döner; üçü de konuşamaz hâldedir, ikisi bir daha kendine gelmez. İkinci ekipten dönen olmaz. Raporun okunabilen tek satırı şudur: “aşağıda karanlık yok.”
Çukurun kenarına gönderilen ekiplerden sonra ölçüm durdurulur. Ötesinden ölçüm alınamadığı için orası hakkında bilgimiz yoktur. Dosya kapatılır, sınır direklerle konur. Çukur keşiflerinden sonra Teşkilat kayıt ve izin usulünü sertleştirir.
Teşkilat keşif, bilim ve kurtarmaya ayırdığı kaynakla elindekinin tamamını kullanmaktadır. Eminönü yakasında kıtlık baş gösterir. Eminönü ahalisi ilk kez “karşı yaka” der ve Galata’yı bir taraf olarak görmeye başlar. Aynı aylarda Teşkilat kayıtlarına hırsızlık ve kaçak yükleme geçer. Kimse kötü değildir; herkes hayatta kalmaya çalışmaktadır — ama hayatta kalmanın anlamı herkeste aynı değildir.
Eminönü ile ilişki kesilir, Galata Köprüsü kaldırılır. Su, yiyecek ve haber alışverişi aynı gün durur. Galata Teşkilat’ta kalır; Teşkilat’tan ayrı düşen karşıtlar Kurtuluş Cemiyeti adıyla Eminönü tarafında kalır. Bugün iki taraf da kendini o adla anıyor.
Reaktörü besleyecek yedi büyük iletim hattı surdan merkeze döşenir. Saha o günden beri yedi dilimdir; sektör sınırları hattın kendisidir.
Hane sayımı yapılır. Evine dönmeyenlerin çoğu Harabe Mahal’dendir: kırk iki hane. Aynı yıl sığınak inişi mühürlenir. Mühür bugün yerinde değildir.
İkinci reaktör Çemberlitaş’ta çalıştırılır. Hayatta kalan İstanbul’un kısımlarına enerji artık iki noktadan üretilir, ikisi de Erg’le. Arıza kaydı tutulmaz.
On yedi tespit. Kişiler numarayla anılır, isim tutulmaz. Hiçbiri konuşmayı bırakmaz; anlattıkları kendilerine ait değildir.
Pafta 15 →Liman Kapısı’nın altında bir kayık yakalanır: iki kişi ve bir çuval un. İfadelerinde Eminönü’den geldikleri yazılıdır. Un alıkonur, kendileri geri gönderilir. O tarihten sonra kaçak geçiş ayrı bir vaka türüdür — ve iki yakada da suç sayılmaz, yalnız kayda geçer.
Yirmi bir sektör, üç kapı, dört yeraltı inişi. Bu sayfadaki künye bu tertipten çıkarılmıştır.
Saha açık, ölçüm sürüyor, kapatılan dosya açılmadı. Oyuncu bu noktada Teşkilat’a nefer olarak kaydedilir.
Teşkilat’a yeni katılana nefer denir. Oyun burada, bu sıfatla başlıyor.
Kıyamet koptuğunda çocuktun. Vahşet bütün sarsıcılığıyla aklına kazındı; onu unutmadın, unutmaya da çalışmadın.
Hayatta kalmak ve hayatta kalanlara el uzatmak için yetiştirildin. Yetiştirildiğin yerde sana iyi bakıldı, eğitildin. Karşılığında Teşkilat’ın da senden beklentileri var.
Kimsenin gitmek istemediği çukurlara ve mahvolmuş ilçelere gitmek senin görevin. Ekmek dağıtmak da öyle. İkisi aynı defterde yazılı, ikisi de aynı imzayla veriliyor.
Gençsin ve idealistsin. Arka planda dönen politikayı anlayacak tecrübe henüz sende yok. Hayatın sillesini — insanlara güvenmemeyi — daha yemedin.
Askersin. Hep emir aldın, hep uyguladın. Duygularını işin dışında tutmayı öğrendin; bugüne kadar bu seni ayakta tuttu.

Surun yedi noktasından çıkıp kuleye giden ana borular. Sahayı yedi dilime bölen şey bunlar; sektör sınırları hattın kendisidir. Kule dibinde incelip yer altına iner.
Kara cephesini kapatan hat. Üç kapı dışında geçiş yoktur: Kuzey, Şark, Liman. Kapılar gün doğumunda açılır, akşam ezanında kapanır.
Her ana hattın yere daldığı yerde betonarme bir ağız var. İniş merdiveni takılıdır. Aşağısı ayrı bir saha sayılır; bu evrakta yeri yoktur.
Yedi hattın buluştuğu nokta. Tabanındaki reaktör 1966’dan beri çalışır ve şehrin ışığını üretir. Tasarım çizimleri imzasızdır.


Sura üç kapı açılır. Sahaya giriş ve çıkış yalnız bu üç kapıdan olur; her geçiş kapıda deftere yazılır. Duvarın başka bir yerinden aşan kimse çıkmış sayılmaz — Teşkilat onu hâlâ içeride bilir.
Sahaya asıl giriş. Kayıt burada açılır. İzinsiz geçen yoktur; geçtiği görülen olmamıştır.
gün doğumu — akşam ezanıSahaya giren ve çıkan yük buradan geçer, girişte ve çıkışta tartılır. Yüksüz gelen geri çevrilir; yüklü çıkan kayda geçer. Saat dışında açılmaz.
öğleden sonra, iki saatSuya inen tek yol. Gece nöbeti çift tutulur. Akşamdan sonra iskeleye inilmez.
gündüz, nöbetleSektör başına düşen Erg değeri. Ölçüm her sabah altıda alınır, gün içinde yenilenmez. Yükselen sektör kırmızı işaretlenir; sebebi aynı gün yazılmaz.
Birim: Enstitü ölçeği. 6A için değer yoktur — kayıt açılmamıştır.
Rakamlar her tertipte yeniden çıkarılır. Aşağıdakiler yürürlükteki tertiptendir.
Sahaya girecek ekipler için çıkarılmıştır. Tıkla: tam boyut.Pafta takımı →
Bu sayfadaki bütün görüntüler oyunun kendi haritasından alındı; elle boyanmadı. Aşağıdakiler doğrudan yapım ekranından — arayüz duruyor, çünkü iş hâlâ sürüyor. Kareler yapım ilerledikçe yenilenecek.





Koca bir haritayı güzelleştirmeye kalkmak tek kişilik bir stüdyoyu bitirir.
Oku →istemciAylardır botlar savaşıyordu ama bakılacak bir şey yoktu.
Oku →sanatSisin içinde bir yaratığın okunması tek bir renk kuralıyla çözüldü.
Oku →