ERGGalata
Bu nedir

ERG

ERG, yıkımdan sonrasının İstanbul'unda geçen bir MMORPG. Tek kişi tarafından yapılıyor: sunucusu, istemcisi ve savaş sistemi sıfırdan yazılıyor.

Oyunun adı, şehri değiştiren maddenin adından geliyor. Bu sayfa o maddeyi anlatıyor.

Oynanabilir sürüm yok, çıkış tarihi de yok. Yapımın her adımıdevlog sayfasında açık yazılıyor.

Sokaklara çöken mor sis, ERG'nin sahibini bulamamış hâli. Dağılır, toplanır, kimsenin beklemediği bir eşikte birden yoğunlaşır.

Galata 1958'den beri sektörün emilim merkezi. Akşam inerken yerden ince lifler kalkar, gövdeye dolanır, taşın içinde sessizce kaybolur.

Kulenin bunu nereye taşıdığını hiçbir evrak yazmaz. Yıllardır emdiği hâlde neden dolmadığını da.

Erg iki hâlde bulunur. Boruya alınmışı düzenli akar: ölçülür, taşınır, işe yarar. Boruya alınmamışı yer altında kalır — onun ne yaptığı bu sayfada anlatılmaz.

Peki ERG tam olarak nedir? ↓
TEŞKİLAT BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜKAPALI OTURUM ÇÖZÜMÜ · 14.XI.1961KONU: D-1 SAHASI — KURAM DEĞERLENDİRMESİ
GİZLİ

Aşağıdaki metin, Enstitü araştırmacısının kurul üyelerine yaptığı sunumun çözümüdür. Kurul üyeleri fizikçi değildir; anlatım bu yüzden sadedir. Araştırmacının atıf yaptığı çalışmalar dipnotta verilmiştir.

Beyler, elimizde ne olduğunu söylemeden önce ne olmadığını söyleyeyim. Bu bir gaz değil. Zehir değil. Radyasyon da değil.

Beş yıldır ölçmeye çalışıyoruz. Hiçbir cihazımız onu doğrudan görmedi. Gördüğümüz şey her seferinde sonuç oldu.

SORUÖlçemiyorsanız neden var diyorsunuz?

Fizikte bir şeyi "gördü" saymak için gözle görmek gerekmez. Bir plakada iz bırakması yeter.

Elektrik kablosuna bakın. İçinden akım geçtiğini gözünüzle göremezsiniz. Ama düğmeye basarsınız, lamba yanar. Akımı görmediniz, sonucunu gördünüz.

Bizim durumumuz bundan bir adım daha kötü. Bizde lamba var, düğme yok.

SORUBunu açar mısınız?

Şehrin elektriği 1956'dan beri kesik. Buna rağmen sahada bir lamba yanıyor. Yakıtı bitmiş bir jeneratör dönüyor. Kırk yıllık bir motor çalışıyor.

Kayıtlarda ortak nokta tek: her seferinde orada bunu isteyen biri var.

Bu bizi rahatsız eden kısımdır. Çünkü fizik, isteğin bir kuvvet olduğunu söylemez.

SORUPeki fizik ne söylüyor?

Otuz yıldır çözülmemiş bir sorusu var: ölçüm sorunu.

Küçük ölçekte bir parçacığın tek bir yeri yoktur; ihtimallerin toplamı olarak tarif edilir. Ama ölçtüğünüz anda tek bir sonuç bulursunuz. Denklem bu geçişi anlatmaz.

Von Neumann 1932'de bu meseleyi sonuna kadar götürdü. Ölçüm zincirini yazdı: parçacık, alet, ışık, göz, sinir, beyin. Sonra şunu gösterdi — zinciri nerede keserseniz kesin hesap aynı çıkıyor.

Yani fizik, "burada artık ölçüm bitti" diyebileceğiniz yeri size söylemiyor. Yeri siz seçiyorsunuz. Von Neumann'ın iddiası bilincin bir şeyi çökerttiği değildi; iddiası, kesme yerinin keyfî olduğuydu. Bu bir boşluktur ve bugün hâlâ açıktır.

Schrödinger 1935'te aynı boşlukla dalga geçmişti. Kutudaki kedi hikâyesini, "denklemi büyük ölçeğe taşırsanız saçmalık çıkar" demek için yazdı. Yani o hikâye bir iddia değil, bir itirazdı.

Bu yıl Wigner o boşluğa bir cevap denedi. Zinciri kesen şeyin bilinç olduğunu öne sürdü.

Kurul bilsin: bu görüş meslektaşlarının çoğu tarafından kabul edilmiyor. Ben de kanıtlanmış diye sunmuyorum. Ama elimizdeki kayıtlara en çok benzeyen çerçeve bu.

SORUBilinç neden bir parçacıkla ilgili olsun?

Çünkü bilinç bir madde değil. Bir bilgi düzeni.

Bilginin fizikle ilgisi yok sanılırdı. Bu sene Landauer bunun yanlış olduğunu gösterdi: bir bilgiyi silmek ısı harcatıyor. Ölçülebilir, gerçek bir bedel.

Bunun anlamı şu: bilgi soyut bir şey değil. Fiziksel bir şey. Ve bedeli ödenmeden yok edilemiyor.

Schrödinger 1944'te canlının ne yediğini sormuştu. Cevabı "ekmek" değildi; düzen demişti. Canlı, çevresinden düzen alır ve düzensizliği dışarı verir.

Bizim tezimiz bu iki cümlenin birleşimi. Bilinç, bir kaydın kendisidir. Kayıt yok olmuyor. ERG dediğimiz şey ise o kaydın bir an için görünür hale gelen ucu.

Belirir, kaybolur. Taşa çarpmaz, demiri ısıtmaz. Yalnız tek bir yerde iz bırakır: insanda.

SORU"İsteyen biri var" demiştiniz. İstemek ölçülebilir mi?

Hayır. En zayıf yerimiz burası ve saklamayacağım.

İnsan, olan bitenin sebebi olduğunu sanmaya yatkındır. James 1890'da yazmıştı: bir hareketi düşünmek, o hareketi başlatmaya başlar. Niyet ile eylem arasındaki sınır insanın kendi içinde bile bulanıktır.

Zar atarken zarı kendi attığında kazanacağını sanan adam da aynı adamdır.

Bu yüzden saha kayıtlarında "istedim ve oldu" ifadesini kanıt saymıyoruz. Saydığımız şey şu: olay olmadan önce orada bir kişinin bulunması, ve o kişinin ERG taşıyor olması.

Elimizde sebep yok. Elimizde birliktelik var. Bunu sebep diye sunan bir raporu imzalamam.

SORUTehlikesi nedir?

Az maruz kalan kişi bir şey hissetmez.

Çok maruz kalanda tabloyu tarif etmek zor, çünkü hasta ölmüyor, bozulmuyor, organları sağlam. Bozulan şey benlik.

Hekimlikte buna benzer bir tablo zaten biliniyor: kişi kendi düşüncelerini dışarıdan izliyormuş gibi olur. Kendi eli kendi eli gibi durmaz. Gerçeği ayırt etme yetisi yerindedir — deli değildir, kendi olmadığını bilir.

Bizim vakalarımızda bu tablo bir adım öteye geçiyor. Kişi "ben" demeyi bırakıyor.

Anlattıkları şu: hatıralar geliyor, ama kendi hatıraları değil. Sesler duyuluyor, ama söz değil, ayrı kişilikler — her birinin huyu, ısrarı, derdi var.

Bir de her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu hissi geliyor. Yerdeki bir çizgi, duvardaki bir leke, sokaktan geçen biri — hepsi kişiye bir şey söylüyor gibi. Ruh hekimleri bu hâli tarif etmiştir: bağlantı görme, ve o bağlantıya olağanüstü bir anlam yükleme.

Tezimiz doğruysa bunun sebebi hayal değil. Kişi artık tek bir kaydın okuyucusu olmaktan çıkmıştır. Yaşamış ve ölmüş herkesin kaydı aynı zihinden geçmektedir. Hepsi aynı anda.

Sahada bu kişilere Dinleyen diyoruz. Konuşmaya devam ediyorlar. Ama söyledikleri kendilerine ait değil.

SORUÖneriniz?

Kurulun beklediği cümleyi söyleyemeyeceğim. Bu maddeyi durduracak bir duvar bilmiyoruz, çünkü duvar maddedir ve ERG maddeyi tanımıyor.

Elimizde bir kuram var, kanıtı yok. Elimizde bir sayı var, sebebi yok.

Yapabileceğimiz tek şey ölçmek. Nerede yoğunlaştığını, kimin ne kadar taşıdığını, kimin çözülmeye başladığını.

Kayıt tutmaya devam edeceğiz. Elimizden gelen bu.

ÇÖZÜMÜ TUTAN: ENSTİTÜ KÂTİPLİĞİNÜSHA 2/4 · D-1 DOSYASI